Kayıtlar

Disiplinlerarası Yaklaşımlar: Fen Lisesi Müfredatında İngilizce Matematik Entegrasyonu

Resim
21. yüzyıl becerileri bu neslin bireyleri ve öğren(i)cileri için tüm eğitimcilerin altına imza attıkları en önemli kazanımları içeriyor; yine de aralarından birini yüceltecek olsam birinciliği şüphesiz Araştırma Becerileri ’ne verirdim. Bir öğrencinin araştırmayı nasıl yapacağını bilmesi, yabancı dilde kaynak tarayabilmesi, veri analizi yapabilmesi bu çağın bilim adına kurtuluşu olabilir… Üniversitede çalıştığım uzun yıllar süresince Tıp Fakültesi, Mühendislik Fakültesi olmak üzere pek çok sayısal bölümde derslere girme fırsatım oldu; şimdinin harika doktorları, başarılı mühendisleri, yaratıcı mimarları ile hem ders hem gözlemler yaptık. Artık çok net olarak biliyorum ki kendi alanında yabancı dil taraması yapamayan hiçbir üniversiteli bu coğrafyada fark yaratamaz; bilimi de kendini de bir adım ileri taşıyamaz. Sayısal alanda eğitim gören öğrencilerin en büyük kâbusu ise alanlarına yönelik İngilizce terimleri içeren uzun uzun metinler; çünkü zamanları kısıtlı ancak bilgileri...

Outdoor Classroom Day

Resim
On the day, thousands of schools around the world take lessons outdoors and prioritize playtime and learning through experience.  In 2019, over 3.5 million children worldwide took part in this massive organization. As a part of a prestigious school with the aim of improving the quality of education we carried out some outdoor activities so as to encourage and boost a better use of existing resources for learning, and to enhance the environment within which learning takes place. We helped students to connect with nature, become more active, learn outdoors and have fun. Our team has worked tirelessly across the school to bring outdoor learning to as many students as possible. I think it is really essential for each educator to see the key milestones in this journey to raise new and savior generations. Experience in outdoor areas not only teaches critical life skills such as time management, decision making, teamwork and creativity, yet is central to children’s enjoy...

ALMODOVAR FİLMİ VOLVER’İN EKOFEMİNİST OKUMASI

Resim
       “Bir ev hayal etmek bir ülke hayal etmek kadar politik bir eylemdir” demiş Marangoly-George. Ev ve hayal kavramları yan yana pek uyumlu görünür ilk bakışta, oysa kadınların hayal kurmalarının bile lüks sayıldığı bir ülkede yaşamaktayız ve bizim sözlüklerimizde ev eşittir ailedir her şeye rağmen. Ailenin ise çok bilinmeyenli bir denklemi var bu coğrafya üzerinde, en bilinen yerden başlarsak ve bir kadın gözüyle bakarsak ev eşittir şiddet, ev eşittir sömürü, ev eşittir bir kimlik mücadelesi…  Pınar Selek’in Benim Feminizmim: Akrobatik Feminizm yazısında da gönderme yaptığı üzere özel olan politiktir sahi ve aile ne kadar özel ise o kadar da politiktir.   Bu topraklarda ailenin kutsallığına, evin mahremine övgüler düzülür, neredeyse tüm övgülerde de erkek yüceltilir kadının kulağı çekilir; atasözleri bir ders vermek içinse şayet en çok kadınların derse ihtiyacı varmış farz edilir. Kadın kendinden olmayanı anlamaz algısı nedeniyle de kadına...

The Educational Benefits of Taking New Generations to Museums

Resim
In today’s world of instant technology, the idea of taking your students on a museum trip may be challenging. Learners from this generation have shockingly short attention spans and, they are likely to lack prior knowledge related to the exhibits, as teachers we may be worried that they will quickly get bored and lose their attention. However, the reluctance of many parents and educators to take students to museums may be largely unwarranted. Indeed, many students enjoy a day away from the school, and the educational benefits of museum-going are unarguable. Museums encourage students to gain and practice their critical thinking skills . An art museum, for example, will help develop their critical thinking skills in relation to artistic styles, techniques, and subjects. Museums spark curiosity and visiting a museum represents the perfect opportunity for students to ask questions about new subjects that they are curious about and to satisfy their innately curious minds. As far...

DEĞERLER EDİNİMİ: VALUEDUCATION

Resim
Her alanda olduğu gibi yabancı dil öğretiminde de değerler edinimi üzerine uzun uzun düşünülmesi gerekiyor; her ders materyali ve hatta sınıfta geçen her dakika, her saniye değer öğretimi için bambaşka bir fırsata dönüşebilir. Primo Levi'nin toplama kampı gözlemlerini anlattığı kitabında da yazdığı gibi ben değilsem kim, şimdi değilse ne zaman? Her birimiz birer eğitimci olarak mecburen o kişiyiz artık ve şimdi başlamak için en doğru zaman. Bir yandan göklere çıkardığımız, pırlantalara sardığımız Z kuşağı yanında bambaşka eksilerle geldi; duygusal gelişimleri, toplumsal bakabilme yetileri yeterince gelişmediğinden koca bir neslin gün be gün bencilleşmesini izliyoruz; ve sanıyoruz ki çaresiziz… Oysa değerler öğretimini her ders sürecine yayabilen bir eğitim devrimi köprüden önceki son çıkış hepimiz için. Peki değerler öğretimi derken neyden bahsediyoruz; bu yüzyılın değer paradigmalarını kime göre, neye göre belirliyoruz. Elbette kültürel faktörler de dikkate alınma...

Biri Anlatsın Bana Nedir Bu Normal?

Resim
Yazının başlığı için de şarkıları için de Bulutsuzluk Özlemi'ne müteşekkirim, ancak yazının devamının ne yazık ki onlarla derinden bir ilgisi yok. Bu sefer konu eğitim, tatilde sisteme sardım :)  Buyurunuz.. Eğitimin içinden yani magmasından yani çekirdeğinden bildiriyorum: eğitimde son birkaç yıldır oluşan bir "taraf sendromu" var; ve öyle ki bu sendromu aşmadan hedeflenen hiçbir başarının kayda değer olma şansı da yok.. Literatürde bile yer bulmuş kendine; öğrenci dostu öğrenme yaklaşımları diye geçiyor; "student-friendly learning approach" diye aratınca da üzerine yazılmış destansı makaleler karşılıyor bizi.. 2005 yılı itibariyle eğitimin aktif olarak içindeyim; üniversitede de ders verdim, ortaokul sıralarında da; kendi makamıma ait odamda da oturdum yıllarca, öğretmenler odasında da, yönettiğim zamanlar da olduğu özetle, yönetildiğim zamanlar da.. Yani sahiden içeriden, hem de en derinden bildiriyorum.. Eğitimde taraf sendromunu kaldırmadığımız ...

biraz ciddi bir yazı

Resim
21. yüzyıl için öğrenci yetiştiriyoruz ve hatta diyoruz ki bundan 10 sene sonra yetiştirdiğimizi sandığımız öğrencilerin hiçbiri şu anda hali hazırda var olan meslekleri yapıyor olmayacak. Peki biz öğrencilerimizi “henüz var olmayan meslekler” için ne kadar hazırlayabiliyoruz?  Akademisyenler bu konuyla ilgili oldukça kapsamlı çalışmalar yürüttü, ancak en somut çalışma öğretmenlerin, akademisyenlerin ve aralarında Apple, Lego, The Walt Disney Company gibi iş dünyasının başarılı şirketlerinin liderlerinin katılımı ile oluşturulan P21 platformu tarafından ortaya kondu. Bu durumda 21.yy’ın öğrenicilerinin akademik ve meslek hayatlarında başarılı olabilmesi için bahsi geçen becerilere hakim olması bekleniyor. Geleneksel eğitim sistemi ile bağdaşması oldukça zor olan bu becerilerin kazandırılması için arkasında yatan felsefe ve bilincin de eğitimciler tarafından özümsenmesi gerekiyor. Peki nedir bu tüm dünyayı kasıp kavuran eğitimin geleneksel yapı taşlarını kökten yık...

Yoda, Jedi ve 35 yaş..

Resim
Bazı yaşlar devrim gibi oluyor insanın hayatında, miladında.. 35 de benim için böyle bir yaş galiba.. Yolunda gitmeyen ne varsa değiştirmek için büyük bir cesaret var içimde.. Kendimi minecraft oyununda üç saniyede beş şey değiştirebilen bir karakter gibi hissediyorum.. Hani o an var ya, işte o "karar anı" denilen anda, heh işte olur da ben o anda olursam her şeyi yıkıp her şeyi yapabilirmişim gibi.. Herkesten saklı bir süper gücüm var da gizli gizli devreye sokabilirmişim gibi.. Hani ağır roman'da okan bayülgen'in elinde bıçak tutarken deli kararlı bir yürüyüşü vardır, yeri göğü yeniden yapacak bu çocuk dersin izlerken, tam da öyle hissikablevuku hallerdeyim. İçimse durgun, huzurlu.. Olur olur o da olur, yahu hallederiz dert değil, sağlık olsun en önemlisi o.. Böyle uzun uzun cümlelerden ve dandik ama işe yarar motivasyon konuşmalarından oluşan bir iç dünyam var.. Kendi kendime sufle vermeye eğilimliyim ve hatta kendimle de yetinemeyip eşe dosta da makul ölçüd...

Yoksa Siz Hala..?

Resim
Siz de hala hayallerinizi yaşamak için uygun şartların oluşmasını bekliyorsunuz değil mi? Şu maaş bir yatsın, şu borç bir bitsin, şu okul bir kapansın, şu ev bir düzene girsin, çocuk biraz büyüsün, işler biraz yoluna girsin... falan filan! Hani siz o bir an bir duruvermiyorsunuz ya hani, sonra o içinde yaşadığımız deli dolu dünyanın ilahi adaleti bir durduruyor ki sizi bu defa kalakalıyorsunuz. Ertelediğiniz ne varsa şap şap çarpıyor yüzünüze.. Zaman o kadar da yetmez gelmiyor artık size.. Peki her şeyi böylesine ters düz eden şey ne? Herkesin bir hatırlatıcısı var şu hayatta; peki seni sana hatırlatan ne? Ben uzun vadeli planlar yapmayı uzun yıllar önce bıraktım güya ama içimin hassas iç dengesi sağ olsun mutlaka geleceği bilmek istiyor; sürpriz sevmiyor.. Ne nedir, kim nedir, ne değildir illa bilmek istiyor.. Tam üç beş plan yapmaya başlıyorum ki bir bakıyorum hooop yeniden alabora oluvermiş her şey..  Sonra birden ve yeniden hatırlıyorum planları vaktiyle rafa...

ayıklanmış barbunya ve feminizm

Resim
Ben bir feminist olarak artık en çok erkeklere üzülüyorum.. Bir öküzün boynuzlarında sallanıp durmuyorsa dünya eşitlik ve adalet diye de bir şey olmalı bir yerlerde.. Evde de dışarıda da üretmenin bir adaleti olmalı.. Kadının sadece tüketen olarak görülmesi bu yüzyılda sadece erkeğin suçu değil artık.. Sağım solum hayatlarındaki adamlara ATM ve kredi kartı muamelesi yapan yüce kadınlarla dolu.. Babası, abisi, sevgilisi, kocası vesairesi çok da değiştirmiyor durumu.. Erkek çalışır kadın yer sığlığı dünya başka bir düzlemde de dönse benim için kabul görmeyecek..  Bir de kadın hakları için ne bedeller ödenmiş vaktiyle.. Sonra bir grup ulu kadın çıkıyor diyor ki "ay canım ben çalışmak istemiyorum".. Ne tatlı ne sevimli.. Kadının kendini bile isteye soktuğu şu halden utanıyorum.. Üniversite mezunu pek çok kadın tanıyorum evinin "hanımı" olmayı seçen.. Evine de kendine de yetiyor olmak daha güzel bir seçenek değil midir oysa.. Kolayı seçmen seni daha başarılı da...

bir ihtimal daha var..

Resim
Bayram günleri insanın uzun uzun cümleler kurası geliyor.. Benim bütün umudum gençliktedir diyen bir güzel adamın mirası uğruna on küsur yıldır yapıyorum mesleğimi; on küsur yıldır üniversite kürsüsünde ders anlatırken de bir okulda tahta önündeyken de hep aynı inanç ve bilinçle geçtim öğrencilerimin karşısına.. Bir başöğretmenden alınan görevdi bizimkisi, değerliydi, elzemdi..  Ve bugünlerde pek çok meslektaşımın da söyleyeceği gibi hep öğrencilerimden daha çok çalışarak girdim derslerime; hiçbir dersim sadece dersten ibaret olmasın diye onlar için de okudum, izledim, öğrendim.. Birlikte okuduğum, izlediğim, öğrendiğim bir yeni nesli hayal ederek yaptım bunları.. Bir süre sahiden de öyleydi; sahiden böyle bir hayalin içindeydim.. En son okudukları kitabı hatırlayan, izlediği filmin eleştirisini yapan, kitap seçimini süpermarketlerin kıytırık kitap bölümlerinin çok satanlar listesinden ibaret sanmayan, film izlemeyi yerel mizah uğruna üretilen toplum erozyonu hissiya...

BEŞİKTAŞK..

Resim
Bu sefer konu biraz başka.. ki hatta bambaşka..Otuzlu yaşlarıma kadar futbola bakışım on bir adam bir topun peşinde niye koşar ki ile ofsayt  nedir arkadaş seviyesinde gezindi durdu.. Konu futbola gelince lafımı hiç sakınmadım, her ortamda verdim veriştirdim.. Yok efendim iki satır kitap okurum maç izleyeceğime, aman ben doksan dakikamı böyle boş işlere harcayamam gibi veryansın cümlelerim oldu her daim dost sohbetlerinde.. Sonra ne mi oldu da maçı formayla izleyen bir taraftara dönüştüm? Aşık oldum efendim.. Adama değil; ona zaten gördüğüm günden beri yani yaklaşık sekiz dokuz yıldır aşığım, ama ben daha çok bir adamın bir takımı bu kadar sevebilmesine, deli bir heyecanla doksan dakika geçirebilmesine, takımına duyduğu koşulsuz ve dinamik sevgisine aşık oldum.. Kocam ki ortalama zeka seviyesinin bir hayli üzerinde de bir adamdır, nasıl oluyor da böyle bir şeyi bu kadar sevebiliyor diye anlamaya çalışırken maçları da onunla birlikte izlemeye başladım.. Meğer hiç de öyle efte...

Marmaris ve kapılar

Resim
Tam altı yıl önce çok kısa bir tatil için gelmiştim Marmaris'e.. Yine aynı sokaklarında gezip çok da beğenmiştim.. Üniversitede öğretim elemanı olduğum zamanlardı, kariyer hırsım mı ağır bastı bilmiyorum ama istifa edip o sahil kasabasına yerleşen kadın olmak için tam tamına altı yıl daha beklemem gerekti.. Cesaret her an her yerde bir kalp mesafesi uzağında olmuyor insanın, benimki de değilmiş vaktiyle.. Buralara mı yerleşsek diye metropol insanı hayalleri kurduk bir iki gün, derken işlerimize güçlerimize dönünce ve işler güçler yemek yemediğini bile unutacak kadar yoğun olunca, hayalleri de o sahil kasabalarını da unuttuk gitti..  Sonra hayat işte.. O zamanlar Marmaris'i birlikte gezdiğim ve sevgilim olan adamla evlenip yerleştim buralara; pek çok şeye alışmakta hala zorlansam da Marmarisli olmayı hep sevdim. Buraları sevmek için birkaç sokağa girip çıkmak yetiyor çünkü; ya da sakin bir akşamüzeri şöyle ağır ağır yürümek.. Küçük şeyler, basit şeyler özetle.. En s...